Wednesday, May 9, 2007

ölüm seni bulamaz



23.05.2007
21.00
AYDAN GELEN'imiz AYA GERİ DÖNDÜ...
EN SEVDİĞİ YOLLA, BİSİKLETİYLE...
HEPİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN.

ayrıntılar için
0535 523 02 66


17.05.07

iki hafta önce bugün...
sabah hepimiz başka uyandık.
gece hepimiz aynı uyuduk.

bilmem kaç tane hayatı tek paranteze aldın,
aynı paydaya topladın..
sanki daha önce hiç böylesine, hiç bu kadar birarada olmamıştık.
olduk işte tarcanım.

bir lodos lazım şimdi hepimize
kalk da es hadi!!

şarkın bitmedi daha...








13.05.07



TARCAAAAAAANNN BAK ŞAMPİYON OLDUUUUUUUUKKKKKKKK,
HADİ KALK KUTLAYALIMMM
SENSİZ TADI ÇIKMAAAAZZZ

BAK FENERBAHÇE DAHİL HERKES HAZIR
SENİN UYANMANI BEKLİYORUZ
PARTİ YAPICAZ HEP BERABER!!!

Canım, bugün annenin elini sıktın gücün yettiğince.
Herhalde hayatında aldığı en güzel anneler günü hediyesiydi.
Hergün bir adım daha yaklaşıyorsun bu taraflara,
gülümseyerek bekliyoruz seni.

Hadi...



03.05.07
sabah saat 08.25
evden en jöleli en yakışıklı halinle çıkıyorsun.
her zamanki gibi bisikletine binerek.

saat 08.35
arkadaşların neden geciktiğini merak ederek dışarı bakıyorlar.
yolda birileri var. birşey olmuş.. acaba?!!
evet ne yazık ki korkulan oluyor. o sensin. yerde yatıyorsun, etrafın kalabalık.
zuhal (biz ona "melek" diyoruz) kalabalığı görüp minibüsten iniyor.
ilkyardım eğitimi almış. iyi ki... hayata döndürüyor seni.

saat 08.50
o sırada çağırılan ama gelemeyen ambulans yerine, yolda tesadüfen boş geçen bir ambulansa konulup kartal yavuz selim hastanesine getiriliyorsun.
ve yine tesadüfen yoğun bakım - reanimasyon ünitesinde boş kalmış yatağa yatırılıyorsun.


sabah saat bilmem kaç...
telefon çalıyor,
erdem'in sesi annene senin kaza geçirdiğini söylüyor.
hayat ikiye bölünüyor sanki.
bir yarısı çok hızlı: telefon trafiği, koşturmalar, her yere koşma ve hiçbir yere varamama...
diğer yarı donup kalıyor, hayat orada duruyor sanki. hepimiz, her hücremiz buz gibi.



doktorlar hiçbir şey söylemiyorlar.
annen iyi değil, hiçkimse iyi değil.
bir taraftan ne oldu nasıl bu hale geldin bir sürü soru dolaşıyor beyinlerde,
diğer taraftan durumun nasıl öğrenmek için o kapıdan çıkacak birileri kollanıyor.
seni göstermiyorlar, açıklama yapmıyorlar.
elimiz kolumuz bağlı öylece kalıyoruz.
bisikletinin durumundan sonuç çıkarmaya çalışıyoruz.
o suçlu suçlu duruyor boynu bükük...



öğlen saat 13:00
nihayet birşeyler duyabileceğiz.
toplanıp iki kat aşağı iniyoruz.



bizler 2-3 dakika süreyle seni monitör yardımıyla göreceğimiz yerde bekleşirken,
annen ise o sırada kendi ifadesiyle "nasa'ya girer gibi" senin yanına girmek için hazırlanıyor.
beyaz önlük şeffaf eldiven yeşil bone maske galoş...
cihazlar etkilenmesin diye fotoğraf çekmek yasak buyüzden tarif edebiliyorum ancak.

işte oradasın, her yerinde seni makinelere, yaşama bağlayan kablolar var.
uyuyorsun.
doktor beyninde ödem olduğunu, o inmeden de sana dokunamayacaklarını söylüyor.
ne kadar hasar olduğu, neler yapılabileceği ancak o zaman söylenebilecekmiş.

umudunuzu kesmeyin...peki!
o sinir bozucu bekleyiş süreci başlıyor böylece...



burası "kafeterya" bundan sonraki yuvamız.
hepimiz, birşey yapamasak da ne kadar sana yakın, o kadar iyi diyerek burada yaşıyoruz. tabi nöbetler değişiyor, herkes ayakta olmak zorunda senin için, annen için...

05.05.07
fatih (fatooo)geldi almanya'dan. sen varlığını hissedersin, iyi gelir diye.
annen olumsuz konuştuğu için doktordan kaçıyor, fatih konuşuyor. omzundaki yük çok büyük, kelimeleri eleyip düzeltip herbirimize ayrı ayrı anlatıyor ve hep gülümsemeye çalışıyor. arasıra kayboluyor bir iki saat, gözlerden uzak içini boşaltıp derin nefes alıp tekrar geliyor. doğa bayıldı ona. pozitif enerjisi hepimize çok iyi geldi.


minik ziyaretçilerini unutmayalım tabi.



çınar ve doğa sık sık ziyarete geliyor amcalarını. annene, babana ve hepimize neşe olsun, umut olsun diye...




09.05.07
uyuyorsun, traş etmişler seni.
çok yakışıklı görünüyormuşsun her zamanki gibi.
serhat (ahtapot) ve gökben (roseben) geldiler. taze kuvvet..


doktora sorarsan yeni birşey yok, bizlere sorarsan bir sürü gelişme var.
yani buna inanmak istiyoruz.
hastabakıcı değerlerinin iyiye gittiğini söylüyor, hemşire olumlu konuşuyor.
ama bunlar gizli bilgiler.
doktor sorumluluk almak istemiyor ve olumlu konuşmuyor ısrarla.
annen de boykot ediyor doktoru..
abin girdi yanına, elini tutup "ben geldim" demiş.
ellerin daha sıcakmış.
abin konuşunca monitördeki değerler yükselmiş.
eminiz, duyuyorsun bizi.
izin verseler sana star wars soundtrack dinletisi yapacağız orada.


herkes akıyor hastaneye, bütün gün telefonlar susmuyor.
telefonun abinde, iyi bakıyor ona merak etme.
herkes arayıp bilgi alıyor.
ne mutlu sana ne çok sevenin var.





kötüyü düşünmeye izin yok.
hepimize iyi gelen tekşey senden bahsetmek..
herkesin dilinde senin esprilerin, hayata bağlılığın.
uyanmanı bekliyoruz, anı biriktiriyoruz.
bekleşip duruyoruz.

10.05.07

bugün tam bir hafta oldu sen o yatağa yatalı.
hadi uyan artık..
annen girdi yanına bugün.
üç kez yutkunmuşsun, annen konuştukça kafanı oynatır gibi olmuşsun.
gözkapaklarında kıpırtılar olmuş.
dönüyorsun aramıza değil mi..
zaten hiç gitmedin ki...